Babeyn Boytuca
“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil!
Ne zaman? Bilemem.
Yeter ki o kapıda durmayı bil!..”
Hz. Mevlâna
KAPI; İslâm coğrafyasında, bir nesne olmanın ötesinde mânâdır ve müminlerin ortak hafızasında başka âlemlere açılan geçitlerdir.
Yeni bir dünya, yeni bir başlangıç olarak kabul edilir KAPI. Sadece bir giriş çıkış yeri değil; niyazdır, bekleyiştir… Zira İslâm geleneğinde asıl kapılar; duvarlarda değil gönüllerde açılır ve her yapıda bir “kapı kültürü” vardır:
Örneğin kapının eşiği, tevazu yeridir. Kapı halkası, ev sahibinden izin almanın simgesidir. Kapı tokmağı, edep öğretir. Kapıdan girerken niyet tazelenir… Tüm bunların yanında zahirîden çok batini kapılarımız vardır bizim. Yani dışa değil; içe açılan kapılarımız.
Derdimizin şifa kapısı vardır örneğin.
Dost arayanın gönül kapısı vardır;
Pişman olanlarımızın tövbe kapısı…
Her kapının bir anahtarı,
her anahtarın da bir sırrı vardır.
Ahiretin, cennetin, cehennemin, kabrin, nefsin… Hatta bütün kâinatın kapıları vardır. Her kapı bir eşiktir; bir durak, bir geçiştir. Hayat yolculuğumuzda nice kapılardan geçeriz. Her birimiz, farklı imtihan kapılarında sınanırız. Ve o kapılardan her geçiş, bizi biz olmaktan çıkarır; yeniden şekillendirir. Çünkü kapılar, insana olgunluğu öğretir; değiştirir, dönüştürür ve yeni bir hayata hazırlar. Kapı, aslında boyut değiştirmenin adıdır.
BABEYN BOYTUCA ise tüm bu kapıların toplamıdır.
BABEYN BOYTUCA; rıza kapısıdır.
BABEYN BOYTUCA; bir çağrıdır.
Neye çağrı?
Beytullah’ın kapısında;
teslimiyete dönüşme çağrısıdır.